Web sitemiz, daha iyi bir deneyim için çerezler kullanmaktadır. Kullanımı kabul ediyorsanız, 'Kabul Et' butonuna tıklayın.
11 Aralık 2025
Kimin Kurulu?
Hepimiz toplu sözleşeme sürecini çok yakından takip etmekteyiz. Özellikle toplu sözleşme öncesi yetkili ancak etkisiz sendikanın yapmış olduğu açıklamalar ciddi gündem oluşturmakta ve birçok memuru etkisi altına almaktadır. Masaya otururken talep edilen şişirilmiş rakamlar. Peki bu rakamları masada alabiliyorlar mı? Tabi ki komik rakamlara imza atıyorlar. Bunun birçok nedeni var tabi. Yetkili sendikanın rolsüzlüğünü, etkisizliğini sonraki yazımıza bırakalım. Bu yazımızda Hakem Kurulunu ele alalım.
Toplu sözleşme masasından sonuç çıkmadığında devreye giren Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, kamu çalışanları için “son sözü” söyleyen, bağlayıcı kararlar alan bir organ. Kâğıt üzerinde bu kurul, tarafsız bir hakem gibi görünür; yani işveren ve çalışan tarafı arasında makul bir denge kurması beklenir. Ancak yıllardır edindiğimiz deneyim ve son dönemin tartışmalı kararları, Kurulun pratikte bu idealin oldukça uzağında kaldığını gösteriyor.
Hakem Kurulu gerçekten hakem mi?
4688 sayılı Kanun’a göre Hakem Kurulu, toplu sözleşme görüşmeleri tıkanırsa kesin ve bağlayıcı karar alma yetkisine sahip. Yani Kurulun verdiği karar:
Değiştirilemez,
Yeniden görüşülemez,
Toplu sözleşme hükmü sayılır.
Bu kadar büyük etki yaratan bir organın bağımsızlığı, temsil adaleti, şeffaflığı ve hesap verebilirliği son derece hayati. Fakat sorun tam da burada başlıyor.
Hakem Kurulu toplam 11 üyeden oluşuyor. Ancak bu üyelerin çoğu yürütme organı tarafından doğrudan veya dolaylı olarak atanıyor. Başkanı yine hükümet tarafından belirleniyor. Özetle:
Sendikaların temsil gücü sınırlı,
Akademik üyeler de yürütmenin etkisiyle seçiliyor,
İşveren tarafının ağırlığı üyelik kompozisyonuna doğrudan yansıyor.
Bu asimetrik yapı, daha baştan “tarafsız hakem” ilkesini zedeliyor.
Örneğin; bir futbol maçında hem sahadaki hakemin, hem VAR odasındaki hakemin, hem de federasyonun aynı renkte forma giymesi gibi bir durum Hakem Heyetini en güzel şekilde açıklamaktadır.
Bir başka önemli konu ise; gerekçeli kararların zayıf olması, alternatif tekliflerin mali analizlerinin paylaşılmaması, uzman raporlarının kapalı devre yürütülmesi.
Kurulun her kararında şu eksikleri sıkça görüyoruz:
Neden sendikaların taleplerinin reddedildiğini açıklayan bilimsel rapor yok.
Maliye tarafından verilen rakamların doğruluğu bağımsız kaynaklarla kıyaslanamıyor.
Bu durum çalışanlar arasında haklı olarak büyük hayal kırıklığına uğruyor.
Son birkaç yıl içinde Hakem Kurulu kararlarına karşı birçok sendika itiraz etmiş, hatta dava açmıştır. Bu bile tek başına “sorun var” demenin en sade kanıtıdır.
Kurulun dikkate almadığı hususlar:
Reel enflasyonu görmezden gelmesi,
Reel kayıpların görmezden gelinmesi,
Sosyal hakların neredeyse hiç artırılmaması,
Oransal artışlarda alt sınırların yok sayılması,
Memurun pazarlık gücünü tamamen sıfırlayan oranların dayatılması.
Bu kararlar doğal olarak çalışanlar açısından “Hakem bizi duymuyor” algısını güçlendiriyor.
Bir toplu sözleşme masasında iki taraf vardır: Hükümet ve çalışan. Hakem Kurulu yapısı ise hükümetin ağırlıkta olduğu bir çerçeve çizdiği için masada uzlaşma sağlanamaması hâlinde memur tarafının hiçbir kazanım elde edemeden süreçten çıkması çok olağan bir durum hâline gelmiştir.
Bu tablo şu kritik sonuçları doğuruyor:
Toplu pazarlık fiilen işlevsizleşiyor.
Çalışanların sendikal örgütlere güveni azalıyor.
Memurlar haklarını ancak mahkeme salonlarında arar hâle geliyor.
Yıllardır biriken reel kayıpların telafisi mümkün olmuyor.
Hakem Kurulu bu yapısıyla toplu sözleşme düzeninin ruhunu ortadan kaldırıyor.
Önerilerimiz
Eğer kamu çalışanlarını gerçekten koruyan, ekonomik gerçekliğe uygun ve demokratik bir toplu pazarlık düzeni istiyorsak Hakem Kurulunun:
Üyelik yapısının yeniden düzenlenmesi,
Sendika temsilinin güçlendirilmesi,
Bağımsız akademisyen ve uzman atamalarının tarafsız komisyonlarla yapılması,
Gerekçeli karar, mali etki raporu ve şeffaf oy dağılımının zorunlu kılınması,
Kararların daha güçlü bir yargısal denetime açılması,
şarttır.
Aksi hâlde “hakem” sıfatı yalnızca kâğıt üzerinde kalacak; çalışanların ücret ve sosyal hak kayıpları her yıl daha da derinleşecektir. Toplu sözleşmeleri formalite olmaya devam ettiren ve çalışanların alın terinin hakkını vermeyen; Hakem Kurulu bu hâliyle hakem değildir.
Diyarbakır il temsilcisi Oktay GÜVENER
© Copyright 2025, Tüm hakları saklıdır. UYS