Web sitemiz, daha iyi bir deneyim için çerezler kullanmaktadır. Kullanımı kabul ediyorsanız, 'Kabul Et' butonuna tıklayın.

2026 EĞİTİM İÇİN BİR MİLAT OLMALI

26 Ocak 2026

2026 EĞİTİM İÇİN BİR MİLAT OLMALI

Eğitim Çalışanlarının Görmezden Gelinen Gerçekleri ve Acil Çözüm Çağrısı

2025–2026 eğitim öğretim yılı birinci döneminin sona ermesiyle birlikte, eğitim çalışanlarının biriken sorunları bir kez daha bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Ancak bu sorunlar yeni değildir; yıllardır ertelenen, geçici çözümlerle ötelenen ve çoğu zaman görmezden gelinen yapısal problemler artık sürdürülemez bir noktaya ulaşmıştır.

Bugün eğitim sistemi, öğretmeniyle, yöneticisiyle, yardımcı personeliyle ciddi bir yük taşımaktadır. Bu yük, yalnızca mesleki değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik bir yüktür. 2026 yılı, bu sorunların ertelendiği değil; kalıcı çözümlerle ele alındığı bir milat olmak zorundadır.

Hakem Kurulu kararlarıyla belirlenen maaş ve ücret artışları, piyasa gerçeklerinin çok gerisinde kalmıştır. Eğitim çalışanlarının maaşları, ek ders ücretleri, emekli aylıkları ve emekli ikramiyeleri enflasyon karşısında hızla erimiş; öğretmenler ve diğer eğitim çalışanları kalıcı bir geçim sıkıntısına mahkûm edilmiştir.

Bugün bir öğretmenin maaşı, büyükşehirlerde kira, ulaşım, gıda ve enerji giderlerini karşılamaya yetmemektedir. Bu tablo, mesleğin itibarını zedelediği gibi eğitimde niteliği de doğrudan etkilemektedir. Eğitim çalışanlarının ücretleri, kayıpları telafi edecek ve alım gücünü koruyacak şekilde acilen iyileştirilmelidir.

Öğretmen açığının kadrolu istihdam yerine sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik gibi güvencesiz yöntemlerle giderilmeye çalışılması, hem insan haklarına hem de çalışma ahlakına aykırıdır. Aynı işi yapan öğretmenler arasında statü, özlük ve ücret farkı yaratmak; eğitimde eşitsizliği kurumsallaştırmaktır.

Eğitimin niteliği, güvenceli istihdamdan geçer. Öğretmen ihtiyacı kadrolu atamalarla karşılanmalı; ücretli öğretmenlik uygulaması tamamen sona erdirilmelidir.

Yeni yayımlanan Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, bazı sorunlara çözüm getirmiş gibi görünse de sahadaki beklentileri karşılamaktan uzaktır. Mevcut düzenleme, kalıcı çözümler üretmek yerine yeni sorun alanları oluşturmaktadır.

Öğretmenlerin aile birliği, çalışma huzuru ve mesleki motivasyonu göz önünde bulundurulmadan yapılan düzenlemeler, eğitim sistemini daha da kırılgan hâle getirmektedir. Yönetmelik, öğretmenlerin gerçek ihtiyaçlarını merkeze alacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Norm kadro fazlası öğretmenlerin resen atamaları, mevcut sorunları çözmek bir yana; yeni ve derin mağduriyetlere yol açmaktadır. Özellikle kış şartlarında öğretmenlerin ilçeden ilçeye gönderilmesi; zaman, maliyet ve aile bütünlüğü açısından ağır sonuçlar doğurmaktadır.

Kilometrelerce uzaktaki okullara yapılan resen atamalar, öğretmenleri yollara düşürmekte; aile hayatını fiilen parçalamaktadır. Bu uygulamalar derhal durdurulmalı, kalıcı ve hakkaniyetli çözümler üretilmelidir.

Norm kadro fazlası olarak belirlenen engelli öğretmenlerin ve ailesinde engelli birey bulunan eğitim çalışanlarının resen atamalardan istisna tutulmaması, açık bir adaletsizliktir. Bu durum, hem yürürlükteki mevzuata hem de anayasal eşitlik ilkesine aykırıdır.

Engelliler için de atamalarda pozitif ayrımcılık bir lütuf değil; anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Bu konuda yapılan uygulamalar derhal düzeltilmelidir.

Eğitim kurumu yöneticiliği, hâlâ ikincil görev anlayışıyla ele alınmaktadır. Oysa eğitim yönetimi, uzmanlık ve süreklilik gerektiren bir alandır. Yönetici atamaları; yazılı sınav, nesnel ölçütler ve mesleki başarı esas alınarak yapılmalı, keyfî görevlendirmelere son verilmelidir.

Ek ders ücretlerindeki adaletsizlikler, branşlar ve okul türleri arasındaki izahı mümkün olmayan farklar yıllardır çözülmemiştir. Mevcut ekonomik koşullar dikkate alınarak ek ders birim ücretleri makul ve adil bir seviyeye çıkarılmalıdır.

Öte yandan, okulların yardımcı personel ihtiyacı ve ödenek sorunu kalıcı biçimde çözülmelidir. Her okulun temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği münhasır bir ödeneği olmalı; eğitim kurumları velilerin ve öğretmenlerin omuzlarına yüklenmemelidir.

Son Söz: 2026, Erteleme Yılı Değil Çözüm Yılı Olmalıdır

Genç Eğitim Sendikası olarak; eğitim çalışanlarının sorunlarının tespit edildiği değil, çözüme kavuşturulduğu bir dönemin başlaması gerektiğini vurguluyoruz. Eğitim çalışanlarının daha fazla fedakârlık yapacak gücü kalmamıştır.

2026 yılı, eğitim için bir milat olabilir.

Ancak bu; sorunları görmezden gelerek değil, cesur ve adil kararlar alarak mümkündür.

Genç Eğitim Sen, emeğin, adaletin ve nitelikli eğitimin tarafı olmaya devam edecektir.

 

Oktay GÜVENER

Diyarbakır il temsilcisi Oktay GÜVENER

Diyarbakır il temsilcisi Oktay GÜVENER

Sayfasını Görüntüle

© Copyright 2025, Tüm hakları saklıdır. UYS